16 Aralık 2012 Pazar

Pırasa Tavası

Bu aralar pek gelenekçi oldum, kabak tatlısı derken şimdi sırada pırasa tavası var. Bizim yörede(Vakfıkebir)sebze  tavaları pek sevilir; patlıcan tavası, bezelye tavası, pırasa tavası.
Yalnız bunları yapabilmek için evde çevirme tavanız olması gerekir, şimdilerde sadece balık tavası diye satılan tavadan bahsediyorum. Bizde ona çevirme tavası denir.
Pişirdiğiniz malzemeyi kapakla bastırarak düzleştirdikten sonra, pişen tarafını kapağın üzerine alıp diğer yüzü tavaya bırakıp onun da pişmesini sağlıyorsunuz.
Bizim evde pırasa yemeğini sacede ben severim, eşim pırasadan pek hoşlanmaz. İlk evlendiğimiz zamanlarda pırasa yemediğini görünce, bir de tavasını yapayım dedim, pırasa tavasına bayıldı Murat Bey. Kemdim için yemeğini, oğlum ve eşim için de tavasını yapıyorum pırasanın. gegelim tarifine.

MALZEMELER

1/2 kg. pırasa
1 yemek kaşığı beyaz un
2 yemek kaşığı dolusu mısır unu
Tuz
Sıvıyağ
  

HAZIRLANIŞI

Pırasayı yıkayıp doğrama tahtasında ince ince kıyın, süzgece alın ve tuzla birlikte harhanlayıp bir süre bekletin. Tuz ile bekleyen pırasa suyunu salacaktır. Pırasaları elinizce sıkıp, başka bir kaba alın, unları ilave edip, iyice harmanlayın. Çevirme tavasına(balık tavası) sıvıyağı dökün, yağ kızınca tavanın yüzeyine pırasayı düzgün bir şekilde yayın ve kapak ile düzleştirin. arada bir tavayı sallayın, ısınan sebzenin tavadan bağımsız hale gelmesi gerekiyor. Böyle olmazsa yüzeye yapışır ve dağılır, alt yüzeyin piştiğinden emin olunca, kapak ile tavayı çevirin ve pırasanın diğer yüzünü pişirin, bu yüzde piştikten sonra pırasayı kapağa alıp servis yapın. Başka bir tabağa almanızı önermem, misafiriniz varsa olabilir.
Çünkü usulü şöyledir ki; kapağın sıcaklığı ile pişen sebze bitene kadar hep sıcak kalır, ayrı bir tabağa aldığınız takdirde hemen soğuyacaktır, mısır unu soğuyunca hemen katılaşır, lezzetli olmaz. 

Afiyet olsun.

Kış geldi, Ereğli merkeze yağmasa da, görev yaptığım beldeye kar yağdı. Sabah okula giderken çekilmiş fotoğraflar:


İşte bu vadileri ve tepeleri aşarak, görev yaptığım okula ulaşıyorum.

Bu da o sabah Ereğlideki fırtına, buğulu otobüsün camından ancak bu kadar bir foto oldu.


Küçük oğlum Muhammed Sefa da büyüyor, kendince hayatı anlamlandırmaya çalışıyor. Elinden düşen oyuncağına bakarken onu görüntüledim. İkisini bir kareye sığdıramadım yalnız.

Yerdeki oyuncak abisinin küçüklüğünden kalma, hala yeni. Bu duruma bakılırsa bu oyuncaklar bir kaç çocuk daha büyütür.


Bu soğuk kış günlerinde sıcacık ve bereketli zamanlar diliyorum, hoşçakalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder