30 Temmuz 2012 Pazartesi

KAZ DAĞLARI DOĞAL PAZAR


Geçen yıl çıktığımız kaz dağlarında köylülerin kendi ürettiklerini sattıkları pazarı videoya çekmiştim. Herşey çok doğal, hele zeytinlerin tadı bir başka. Bana kendi ürünlerini tanıtıp satmaya çalışıyorlar. Pazar, Hasanboğuldu gölünün hemen yanında.


26 Temmuz 2012 Perşembe

VİŞNE ŞERBETİ


Vişnelerden bahsetmişken vişne şerbeti tarifini de ekleyeyim. Hazırladığınız şekerli suyu ocağa alıp, kaynamaya başlamadan önce içine birkaç parça kabuk tarçın atın. İsterseniz karanfil de atabilirsiniz. Su kaynayınca vişneleri ilave edin. Vişneler çatlamaya başlayınca ocağın altını kapatın.Şerbetinizi kapağı kapalı vaziyette soğumaya bırakın. Vişneleri fazla kaynatırsanız, renk bozuluyor. Parlak vişne rengi kayboluyor. Sıcak halde bekleterek vişne aromasının çıkmasını sağlamış oluyoruz. Tarif Oktay Usta'ya ait

25 Temmuz 2012 Çarşamba

KIYMALI ARPA ŞEHRİYE ÇORBASI

Ramazan da elbette her gün çorba, her güne bir çorba...Bu gün kıymalı arpa şehriye çorbası hazırladım. İftar telaşından görüntüler istediğim gibi değil ama, taze domatesle çok lezzetli oluyor bu çorba.

MALZEMELER
3 adet domates
1 tutam maydanoz
1 tane yeşil biber
1 yemek kaşığı dolusu kıyma
1 yemek kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı tereyağı ve bir miktar zeytinyağı
6-7 bardak sıcak su
4-5 yemek kaşığı arpa şehriye
tuz



HAZIRLANIŞI

Zeytinyağını ve tereyağını bir tencereye alıp, eriyen yağ ile birlikte kıymayı ve yeşil biberi kavurun. Üzerine biber salçasını da ekleyerek kavurmaya devam edin. 3 adet orta boy domatesinizin kabuğunu soyup rendeledikten sonra, bu aşamada çorbaya ekleyin ve  5 dakika daha çorbanızın harcını pişirin. Sıcak suyunuzu da çorbaya ekledikten sonra 10 dakika çorbanızı kaynatın. Arpa şehriyenizi ve tuzu ekleyip, şehriyeler yumuşayana kadar çorbayı orta ateşte kaynatın. İnce kıydığınız maydanozları çorbanıza ilave edip, tencerenin altını kapatın. Çorbanın kıvamı için un eklemeye gerek yok(önceden ekliyordum), zeytinyağı kullanmanızı da özellikle tavsiye ediyorum, bu çorbaya çok yakışıyor.

Afiyet olsun.

Ramazandan önce bir parça vişne ile meşgül oldum. Adile Hanım ve eşi, vişne bahçelerinden bize de hatırı sayılır miktarda vişne getirdiler, buradan da teşekkür ediyorum kendilerine.


Organik bunlar...Bir kısmı yıkanıp, sapları ayıklandıktan sonra dondurucuya girdi. Bir kısmı da kaynatılıp, kavonozlara dolduruldu tarafımdan.
 Kaynattığım vişneleri sıcakken kavanozlara doldurdum, şişeleri ters çevirip bir anlamda vakumlanmalarını sağladım.
Hayırlı ve bereketli günler diliyorum.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

ÇENE ÇARPAN ÇORBASI

Hayırlı ramazanlar  diliyorum. Bol dualı, teravihli, en az bir hatimli geçirir ve affa mazhar oluruz inşallah. "Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluştur." (İbn Huzeyme, Sahih, Sıyam, 3/191, No: 1887).

Rabbimizin dilediği gibi mükafatlandıracağı bir ibadettir oruç. Oruç sırf onun rızası için tutulur çünkü. Biz de dün orucumumuzu ev sahibemiz Ayşe Teyze'nin tesbih çeken çorbası ile açtık. "Ramazanın ilk günü bunu pişiririz, tesbih çeker derler" dedi. Çorbanın adı çene çarpan çorbası.

Ayşe teyze'nin sunumuyla çene çarpan çorbası.
Çorbanın tarifine Kütahya Kültür Müdürlüğü sayfasından mutfak kültürü kısmında çorbalar bölümünden ulaşabilirsiniz. Kısaca özetleyeyim, mercimeği bir taşım kaynatıp süzüyorsunuz. Bir tencerede tereyağını eritip, salça ile kavuruyorsunuz, üzerine yemek kaşığının ucuyla un ilave edip onu da kavurun. Sonra süzdüğünüz mercimekleri de ilave edip, kavurun ve suyu ekleyin. Mercimek piştikten sonra arpa şehriyesini ya da eriştesini ilave edip, tuzunu ekleyin, arpa şehriye yumuşayınca çorbanız hazır demektir. Afiyet olsun.
Ramazanın başı rahmettir dedik ya, son aylarda burada hiç yağmur yağmamıştı. İftara bir kaç saat kala sağanak bir yağışla serinledik çok şükür. Yağmurdan sonra hafif bir güneş ve gökkuşağı...Hem de üst üste iki tane. Ve saatlerce kaldılar gökyüzünde.

Sonra iftar...Pide kuyruğundan dolayı alınamayan ramazan pideleri... Ne bilelim, yabancısıyız bu şehrin, ilk ramazanımız burada. Biraz erken gitmek gerekiyormuş pide almaya, dün bunu öğrendik.
Soğuk yiyecek ve içecekle doyduk desem yeridir. Karpuz, cacık, komposto gibi. İftarda vazgeçilmezimdir, şöyle kızgın yağda yağ çekmeden pişirilmiş hafif börekçikler, dün onlardan vardı masamızda. Bir de çorba ve sebze yemeği.
Hafif bir kabak yemeği keşfettim, zeytinyağlı. Tarifini paylaşacağım inşallah. Siteye uğradıkça günlük menünüzü paylaşırsanız sevinirim, diğer arkadaşlara fikir vermesi açısından iyi olur.

Kolay gelsin.

15 Temmuz 2012 Pazar

SİMAV GÖLCÜK YAYLASI

Memleketim ne güzel! Kainatta tıpkı Kur'an gibi güzellik sunuyor bize. Bütününü görmesenizde bulunduğunuz yer itibariyle, geneline ait  bir fikir edinebiliyorsunuz.
Memleketimizin her yerine dağılmış, rahmet eserleri. Meseleyi ciddi araştırmayan insanların ileriye sürdüğü bir noktadır, Kur'anda sürekli tekrarlanan ayetlerin olması. Bunun içinde denir ki, bir insan her okuduğunda tamamını okuyamadığından Kur'anın geneline ait bilgilerden eksik kalınmaması için  sürekli tekrar edilen noktalar vardır her surede.
Ben de diyorum ki, Kur'an ın açık hali olan kainata baktığınızda, doğa güzellikleri bölge bölge, şehir şehir tekrarlanmaktadır ki, kısıtlı bir ömre sahip olan insan eksik kalmasın bu güzelliklerden.

Şimdi bak Allah'ın rahmetinin eserlerine! yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki O, mutlaka ölüleri diriltir. O her şeye kâdirdir (Rum Süresi 50. ayet ). Simav'ın Gölcük yaylasına çıkınca işte bu ayet geldi aklıma.

Üç aile birlikte çıktık 1470 metre yükseklikteki Gölcük Yaylasına. Gölcük Yaylası, Simav'a 17 km.lik asfalt bir yol ile bağlanmış. Etrafı çam ağaçları ile kaplı olduğundan oksijen oranı çok yüksek. Hatta öyle bir enerji ile doldum ki, ertesi gün bile bitmedi bu enerjim.
Amatör bir makine ile ancak yakınlaştırarak çektiğim bu görüntü de netlik biraz kayboldu maalesef. Ama görüntü kartpostallık.

Önce sıradan bir piknik alanına gelmiş gibi hissediyorsunuz, biraz vakit geçince gölün derinliği sizi kendine doğru çekmeye başlıyor. Gölün etrafında yürüyüş yapınca ayrı bir dinginliğe ulaşıyor zihniniz.

Simav hakkında yazacağım çok şey var. Düğünleri, sünnetleri, hayır yemekleri gibi. Bir de henüz meşhur olmamış Eynal Kaplıcaları. Biz de buraya gelince öğrendik Simav'ın kaplıcalarını. Ama Evliya Çelebi biliyormuş meğer.


"Dünyada ve Anadolu da birçok kaplıcayı gezdim, gördüm ama; Eynal Kaplıcası gibisini görmedim, böylesi yeryüzünde yoktur"  Evliya Çelebi.

İşte böyle söylemiş Evliya Çelebi, Eynal Kaplıcaları hakkında. Siz de merak ettiniz değil mi? Bir gün de kaplıcaları yazacağım, tabi önce görüntülemem gerekiyor. Kışın oğlumla birlikte kalma fırsatım oldu ama; fotoğraf çekmemiştim.

Akşam üzeri iyice rüzgarlı olduğundan Muhammed Sefa'yı sarıp-sarmaladık.

Sağlıklı ve Bereketli Günler diliyorum.

5 Temmuz 2012 Perşembe

Yoğurtlu Bulgur Topları



Merhaba değerli dostlar, geçmiş Berat  Kandilinde hepimizin berat etmiş olma ümidiyle yeniden buradayım.
Oğlum Taha'nın iştahı pek zayıf bu günlerde, ona hergün ayrı bir menü hazırlamak zorunda kalıyorum.
Yorucu bir yılın ardından her ne kadar sabahları uyumasını istesem de, onu hazırlayıp, yaz kursuna gönderiyorum. Sabahları çay içmiyor, meyve suyu ve süt içmesini ben istemiyorum. Bunların yerine içecek olarak kırmızı eriği  az şekerle kaynatıp ona hazırladığım meyve suyunu içiyor, tavsiye ederim, rengi de pek hoş oluyor.
Şimdi vereceğim tarif Bugün gazetesinden alınmış. Bunun benzerini Hatice Ablamın gününde, gün sahibi Ayşe Hanım yapmıştı pek beğenmiştik. O zaman tarifini sormak aklıma gelmedi. Benzerini gazetede görünce denemek istedim.
Biz ailece beğendik, oğlum da severek yedi. Birkaç püf noktası dışında, kolay ve hafif bir tad.
Dikkat etmeniz gereken; bulguru yeteri miktar su ile ıslatıp,  iyice yoğurmak o kadar.


MALZEMELER

1,5 su bardağı ince bulgur(köftelik)
2 çorba kaşığı un
1 tatlı kaşığı salça
1 yumurta
Sıcak su
Tuz
Maydanoz

Sosu İçin

1 su bardağı yoğurt
3 diş sarımsak
1 çorba kaşığı tereyağ
kırmızı pul biber-nane

HAZIRLANIŞI

Bulguru bir kabın içine alıp, üzerini geçecek kadar sıcak su ile ıslatıp, 10 dakika bekletin. Üzerine unu, tuzu yumurtayı, salçayı ve kıyılmış maydanozu ekleyip iyice yoğurun. Ben yoğurmaya başlamadan önce, karışıma birkaç birkaç damla zeytinyağı döktüm. Karışım iyice özleşmezse suya girince dağılabilir. Bu harçtan küçük parçalar kopartıp, yuvarklak köfteler yapın ve ortasını bastırın, yukarıda görüldüğü üzere.
Hazırladığınız köfteleri kaynayan tuzlu suda haşlayıp, servis tabağına koyduğunuz sarımsaklı yoğurdun üzerine alın. Üzerine eritilmiş kırmızı biberli tereyağını yakıp gezdirin. Oğlum acı biber sevmediği için ben tatlı biber ve nane kullandım.
Afiyet olsun.