25 Temmuz 2012 Çarşamba

KIYMALI ARPA ŞEHRİYE ÇORBASI

Ramazan da elbette her gün çorba, her güne bir çorba...Bu gün kıymalı arpa şehriye çorbası hazırladım. İftar telaşından görüntüler istediğim gibi değil ama, taze domatesle çok lezzetli oluyor bu çorba.

MALZEMELER
3 adet domates
1 tutam maydanoz
1 tane yeşil biber
1 yemek kaşığı dolusu kıyma
1 yemek kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı tereyağı ve bir miktar zeytinyağı
6-7 bardak sıcak su
4-5 yemek kaşığı arpa şehriye
tuz



HAZIRLANIŞI

Zeytinyağını ve tereyağını bir tencereye alıp, eriyen yağ ile birlikte kıymayı ve yeşil biberi kavurun. Üzerine biber salçasını da ekleyerek kavurmaya devam edin. 3 adet orta boy domatesinizin kabuğunu soyup rendeledikten sonra, bu aşamada çorbaya ekleyin ve  5 dakika daha çorbanızın harcını pişirin. Sıcak suyunuzu da çorbaya ekledikten sonra 10 dakika çorbanızı kaynatın. Arpa şehriyenizi ve tuzu ekleyip, şehriyeler yumuşayana kadar çorbayı orta ateşte kaynatın. İnce kıydığınız maydanozları çorbanıza ilave edip, tencerenin altını kapatın. Çorbanın kıvamı için un eklemeye gerek yok(önceden ekliyordum), zeytinyağı kullanmanızı da özellikle tavsiye ediyorum, bu çorbaya çok yakışıyor.

Afiyet olsun.

Ramazandan önce bir parça vişne ile meşgül oldum. Adile Hanım ve eşi, vişne bahçelerinden bize de hatırı sayılır miktarda vişne getirdiler, buradan da teşekkür ediyorum kendilerine.


Organik bunlar...Bir kısmı yıkanıp, sapları ayıklandıktan sonra dondurucuya girdi. Bir kısmı da kaynatılıp, kavonozlara dolduruldu tarafımdan.
 Kaynattığım vişneleri sıcakken kavanozlara doldurdum, şişeleri ters çevirip bir anlamda vakumlanmalarını sağladım.
Hayırlı ve bereketli günler diliyorum.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

ÇENE ÇARPAN ÇORBASI

Hayırlı ramazanlar  diliyorum. Bol dualı, teravihli, en az bir hatimli geçirir ve affa mazhar oluruz inşallah. "Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluştur." (İbn Huzeyme, Sahih, Sıyam, 3/191, No: 1887).

Rabbimizin dilediği gibi mükafatlandıracağı bir ibadettir oruç. Oruç sırf onun rızası için tutulur çünkü. Biz de dün orucumumuzu ev sahibemiz Ayşe Teyze'nin tesbih çeken çorbası ile açtık. "Ramazanın ilk günü bunu pişiririz, tesbih çeker derler" dedi. Çorbanın adı çene çarpan çorbası.

Ayşe teyze'nin sunumuyla çene çarpan çorbası.
Çorbanın tarifine Kütahya Kültür Müdürlüğü sayfasından mutfak kültürü kısmında çorbalar bölümünden ulaşabilirsiniz. Kısaca özetleyeyim, mercimeği bir taşım kaynatıp süzüyorsunuz. Bir tencerede tereyağını eritip, salça ile kavuruyorsunuz, üzerine yemek kaşığının ucuyla un ilave edip onu da kavurun. Sonra süzdüğünüz mercimekleri de ilave edip, kavurun ve suyu ekleyin. Mercimek piştikten sonra arpa şehriyesini ya da eriştesini ilave edip, tuzunu ekleyin, arpa şehriye yumuşayınca çorbanız hazır demektir. Afiyet olsun.
Ramazanın başı rahmettir dedik ya, son aylarda burada hiç yağmur yağmamıştı. İftara bir kaç saat kala sağanak bir yağışla serinledik çok şükür. Yağmurdan sonra hafif bir güneş ve gökkuşağı...Hem de üst üste iki tane. Ve saatlerce kaldılar gökyüzünde.

Sonra iftar...Pide kuyruğundan dolayı alınamayan ramazan pideleri... Ne bilelim, yabancısıyız bu şehrin, ilk ramazanımız burada. Biraz erken gitmek gerekiyormuş pide almaya, dün bunu öğrendik.
Soğuk yiyecek ve içecekle doyduk desem yeridir. Karpuz, cacık, komposto gibi. İftarda vazgeçilmezimdir, şöyle kızgın yağda yağ çekmeden pişirilmiş hafif börekçikler, dün onlardan vardı masamızda. Bir de çorba ve sebze yemeği.
Hafif bir kabak yemeği keşfettim, zeytinyağlı. Tarifini paylaşacağım inşallah. Siteye uğradıkça günlük menünüzü paylaşırsanız sevinirim, diğer arkadaşlara fikir vermesi açısından iyi olur.

Kolay gelsin.

15 Temmuz 2012 Pazar

SİMAV GÖLCÜK YAYLASI

Memleketim ne güzel! Kainatta tıpkı Kur'an gibi güzellik sunuyor bize. Bütününü görmesenizde bulunduğunuz yer itibariyle, geneline ait  bir fikir edinebiliyorsunuz.
Memleketimizin her yerine dağılmış, rahmet eserleri. Meseleyi ciddi araştırmayan insanların ileriye sürdüğü bir noktadır, Kur'anda sürekli tekrarlanan ayetlerin olması. Bunun içinde denir ki, bir insan her okuduğunda tamamını okuyamadığından Kur'anın geneline ait bilgilerden eksik kalınmaması için  sürekli tekrar edilen noktalar vardır her surede.
Ben de diyorum ki, Kur'an ın açık hali olan kainata baktığınızda, doğa güzellikleri bölge bölge, şehir şehir tekrarlanmaktadır ki, kısıtlı bir ömre sahip olan insan eksik kalmasın bu güzelliklerden.

Şimdi bak Allah'ın rahmetinin eserlerine! yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki O, mutlaka ölüleri diriltir. O her şeye kâdirdir (Rum Süresi 50. ayet ). Simav'ın Gölcük yaylasına çıkınca işte bu ayet geldi aklıma.

Üç aile birlikte çıktık 1470 metre yükseklikteki Gölcük Yaylasına. Gölcük Yaylası, Simav'a 17 km.lik asfalt bir yol ile bağlanmış. Etrafı çam ağaçları ile kaplı olduğundan oksijen oranı çok yüksek. Hatta öyle bir enerji ile doldum ki, ertesi gün bile bitmedi bu enerjim.
Amatör bir makine ile ancak yakınlaştırarak çektiğim bu görüntü de netlik biraz kayboldu maalesef. Ama görüntü kartpostallık.

Önce sıradan bir piknik alanına gelmiş gibi hissediyorsunuz, biraz vakit geçince gölün derinliği sizi kendine doğru çekmeye başlıyor. Gölün etrafında yürüyüş yapınca ayrı bir dinginliğe ulaşıyor zihniniz.

Simav hakkında yazacağım çok şey var. Düğünleri, sünnetleri, hayır yemekleri gibi. Bir de henüz meşhur olmamış Eynal Kaplıcaları. Biz de buraya gelince öğrendik Simav'ın kaplıcalarını. Ama Evliya Çelebi biliyormuş meğer.


"Dünyada ve Anadolu da birçok kaplıcayı gezdim, gördüm ama; Eynal Kaplıcası gibisini görmedim, böylesi yeryüzünde yoktur"  Evliya Çelebi.

İşte böyle söylemiş Evliya Çelebi, Eynal Kaplıcaları hakkında. Siz de merak ettiniz değil mi? Bir gün de kaplıcaları yazacağım, tabi önce görüntülemem gerekiyor. Kışın oğlumla birlikte kalma fırsatım oldu ama; fotoğraf çekmemiştim.

Akşam üzeri iyice rüzgarlı olduğundan Muhammed Sefa'yı sarıp-sarmaladık.

Sağlıklı ve Bereketli Günler diliyorum.

5 Temmuz 2012 Perşembe

Yoğurtlu Bulgur Topları



Merhaba değerli dostlar, geçmiş Berat  Kandilinde hepimizin berat etmiş olma ümidiyle yeniden buradayım.
Oğlum Taha'nın iştahı pek zayıf bu günlerde, ona hergün ayrı bir menü hazırlamak zorunda kalıyorum.
Yorucu bir yılın ardından her ne kadar sabahları uyumasını istesem de, onu hazırlayıp, yaz kursuna gönderiyorum. Sabahları çay içmiyor, meyve suyu ve süt içmesini ben istemiyorum. Bunların yerine içecek olarak kırmızı eriği  az şekerle kaynatıp ona hazırladığım meyve suyunu içiyor, tavsiye ederim, rengi de pek hoş oluyor.
Şimdi vereceğim tarif Bugün gazetesinden alınmış. Bunun benzerini Hatice Ablamın gününde, gün sahibi Ayşe Hanım yapmıştı pek beğenmiştik. O zaman tarifini sormak aklıma gelmedi. Benzerini gazetede görünce denemek istedim.
Biz ailece beğendik, oğlum da severek yedi. Birkaç püf noktası dışında, kolay ve hafif bir tad.
Dikkat etmeniz gereken; bulguru yeteri miktar su ile ıslatıp,  iyice yoğurmak o kadar.


MALZEMELER

1,5 su bardağı ince bulgur(köftelik)
2 çorba kaşığı un
1 tatlı kaşığı salça
1 yumurta
Sıcak su
Tuz
Maydanoz

Sosu İçin

1 su bardağı yoğurt
3 diş sarımsak
1 çorba kaşığı tereyağ
kırmızı pul biber-nane

HAZIRLANIŞI

Bulguru bir kabın içine alıp, üzerini geçecek kadar sıcak su ile ıslatıp, 10 dakika bekletin. Üzerine unu, tuzu yumurtayı, salçayı ve kıyılmış maydanozu ekleyip iyice yoğurun. Ben yoğurmaya başlamadan önce, karışıma birkaç birkaç damla zeytinyağı döktüm. Karışım iyice özleşmezse suya girince dağılabilir. Bu harçtan küçük parçalar kopartıp, yuvarklak köfteler yapın ve ortasını bastırın, yukarıda görüldüğü üzere.
Hazırladığınız köfteleri kaynayan tuzlu suda haşlayıp, servis tabağına koyduğunuz sarımsaklı yoğurdun üzerine alın. Üzerine eritilmiş kırmızı biberli tereyağını yakıp gezdirin. Oğlum acı biber sevmediği için ben tatlı biber ve nane kullandım.
Afiyet olsun.

15 Haziran 2012 Cuma

25 Krş.luk Poğaça

Merhaba hayırlı cumalar diliyorum. Az yemek sıhhattir malumunuzca, bir de lokmaları fazla çiğnemek. Bayanlarımızda az kalori alalım diye, misafirlikte unlu mamülleri tabağında bırakır oldu. Özellikle kabarmış yumuşacık poğaçaların tabakta kalmasına gönlüm razı olmayınca boyutlarını küçültmeye karar verdim. Hakikaten büyükmüş poğaça boyutlarımız!
Yaşadığım şehirdeki pastanelerden birinin, yemek kaşığı büyüklüğünde 25 kuruşluk poğaça sattığını görünce, bende ondan ilhamla poğaça boyutlarını küçültmeye karar verdim.
Ne kadar küçültmeye çalışsamda, gördüğünüz üzere yemek kaşığı büyüklüğünü aştım. Bir kaç denemeye kadar yeterince küçülmüş olurlar herhalde.

Bu sıcak günlerde yemek istermisini bilmem ama, ben epeydir kendimi başarılı bulduğum tereyağlı poğaçanın tarifini veriyorum.

MALZEMELER

-1 yemek kaşığı kuru maya
-1 su bard. süt
-1 su bard. su
-1 su bard. sıvı yağ
-125 gr. oda sıcaklığında yumuşamış tereyağı
-2 yumurta
-2 yemek kaşığı toz şeker
-1 tatlı kaşığı tuz
-Aldığı kadar un


HAZIRLANIŞI

Kuru mayayı cam ya da çelik bir kaba koyup, 2 yemek kaşığı şekeri ilave ediniz. Suyu ve sütü ılıtıp, mayanın üzerine dökünüz(Mayanız ortalama 10 dak. bekleyecek ve kabaracak). Unu derin bir kabın içerisine alıp, mayayı ortasına dökünüz. Sıvıyağı, yumurtaları ve tuzu ilave ederek kaburunuzu yoğurunuz.
Yumurtalardan birinin sarısını, poğaçaların üzeri için ayırmayı unutmayın. Hamurunuzu yoğurduktan sonra, tereyağını elinizle hamurunuza yediriniz. Hamurunuzu 30 dakika üzerine bir bez örterek dinlendiriniz.  Daha sonra hamurunuzdan minik parçalar koparıp, elinizle yuvarlayıp tezgah üzerinde büyülttükten sonra içine arzu ettiğiniz malzemeyi koyunuz. Bu süre zarfında fırnınız ısınıyor olmalı. Yumurta sarısını poğaçaların üzerine sürdükten sonra, isteğe göre susam çörekotu tohumu ya da haşhaş tohumu ilave ediniz.
Poğaçaları yaklaşık 15-20 dakika tepside mayalandırınız. Hemen fırına koyarsanız, poğaçalar pek yumuşak olmaz.
180 derece fırında yaklaşık 25-30 dakika arasında poğaçaları pişiriniz.

Afiyet olsun.

14 Haziran 2012 Perşembe

Ballı Muhallebi

Yaz...Her mevsim başka güzel oysa. Oğlum Enes Taha'nın sevdiği muhallebiyi, bu sefer Osmanlı usulü denedim. Tarif zeytinağacına ait, fazla vaktim olmadığı için sadece ballı muhallebinin fotoğraflarını paylaşacağım, tarif burada ayrıntılı olarak anlatılıyor. Ben tarifi aynen uyguladım.
Çok hafif bir tatlı oldu. Eklemek istediğim, süt miktarını bir bardak azaltıp, balı da 4 kaşığa çıkarmanız olacak, biraz daha kıvamlı olması için.
          Afiyet Olsun.

Ailemizin Yeni Üyesi

Merhaba,

Bloğumda daha önce sizlere haberini verdiğim oğlum, 20 Nisan tarihinde dünyaya geldi. İsmimiz doğumdan sonra netleşti. Sefa ismini vermeyi kararlaştırmıştık zaten. Ama diğer isim bir türlü belirlenemiyordu.
Hiç aklımda olmayan bir isim oldu ilk isim, Muhammed. Oğlumuz 20 Nisan cuma günü,  tam öğlen vakti dünyaya  gelince babamız, Muhammed Sefa olsun dedi. Efendimizin ismini taşımanın ağırlığını düşünerek taraftar olmadım. Mehmet Sefa, Ömer Sefa arasında gidip geldim.
Sonrasında 20 Nisan'ın taşıdığı o kutlu manayı oğlumuza armağan edelim istedim, böylece adı Muhammed Sefa oldu.
Yaklaşık iki ayımızı doldurmak üzereyiz. Bu sürenin bir ayı ailemin yanında Ereğilde geçti. İkinci çocuk olmasına rağmen, her doğumda yeni şeyler öğreniyor insan. Yorucu ama güzel zamanlar.
İkinci kez bu mucizeyi nasip eden Rabbime şükürler olsun.

Abisi ile araları çok iyi, aşağıdaki fotoğraftanda anlaşıldığı üzere.

Biri siyah saçlı, diğeri sarışın oldu oğlanlarımız.

Muhammed Sefa burada 45 günlük. Maşallah barekallah deyip, Felak-Nas okumayı unutmayın.
Rabbim cümlesinin evlatlarına sağlık, sıhhat ve hidayet nasip etsin.

Selam ve dua ile...

18 Nisan 2012 Çarşamba

Pizza Kraker Kurabiye

Çocukluğumdan beri pizza krakeri ve badem krakeri çok severim. Şimdi vereceğim tarif tam pizza kraker tadında, tuzlu bir kurabiye.

MALZEMELER

-100 gr. tereyağı ya da margarin(oda sısında yumuşamış)
-1/2 su bardağı sıvıyağ
-2 yemek kaşığı sirke
-1 su bardağı yoğurt
-2 yumurta(birinin sarısı üzerine sürmek için ayırılacak)
-1 yemek kaşığı domates salçası
-1 tatlı kaşığı karbonat
-1 tatlı kaşığı kabartma tozu
-1 yemek kaşığı şeker
-1 yemek kaşığı çörek otu
-1 tatlı kaşığı nane
-Yeteri kadar tuz
- 4 su bardağı un.
-Üzeri için susam-haşhaş-çörek otu

HAZIRLANIŞI

Unu bir kaba alıp, bütün malzemeleri ekleyerek, sert olmayan bir hamur elde ediniz. Yoğurt içeren tariflerde özellikle karbonat kullanılması gerektiğini unutmayın, fazla eklerseniz acılık verir, miktarına dikkat edin.
Elde ettiğiniz hamurunuzu ister elinizde yuvarlayarak, ister kurabiye kalıbı ile şekil vererek yağlanmış tepsiye diziniz. Üzerine çırpılmış yumurta sarısı sürdükten sonra, susam-haşhaş ve çörek otu serperek 170 derecede önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 30 dakika pişiriniz.

Afiyet olsun.


3 Nisan 2012 Salı

Bademli Kurabiye

Bloğumda kurabiye tarifine pek yer vermiyorum,  fazla kurabiye yaptığımı söyleyemem. Daha önce tahinli kurabiye tarifini vermiştim. Kurabiyeler için bir kategori oluşturmanın zamanı geldi galiba. Şimdi vereceğim bademli kurabiye yaklaşık 5-6 yıldır değişmeyen tariflerim arasında. deneyip, memnun kalacağınızı umuyorum. Gayet pratik ve şaşmaz bir kurabiye tarifim.

MALZEMELER

-200 gr. mısır nişastası(1 paket)
-120 gr. (6 çorba kaşığı) şeker
-125 gr.(2,5 çay bard) un
-200 gr. yumuşak margarin
-2 yumurta
-1 paket kabartma tozu
-1 paket vanilya
-1/2 çay bard. toz badem.

HAZIRLANIŞI

Yumurtalardan birinin akını alıp, diğer malzemelerin tamamını kullanarak yumuşak bir hamur elde edin. Un ile yağı iyice özleştirin. Yuvarlak şekil verdiğiniz kurabiyelerinizin üzerine çırpılmış yumurta akı sürüp, toz bademi üzerlerine paylaştırın. 160 derece önceden ısınmış fırında yaklaşık 25 dakika pişirin. Malzemeler kuru olduğu için çok çabuk pişiyor, fırınınız fazla ısınmış ise 20 dakikada da pişebilir.

Toz bademi evde elde etmek için, bademleri sıcak suda bekletin, kabukları çıkacaktır. Sonra robotta çekebilirsiniz.

Bu tarifin orijinalini ilk defa Tarçının Mutfağında görüp uygulamıştım.

Afiyet Olsun.

2 Nisan 2012 Pazartesi

Armutlu Kakaolu Kek

Evdeki armutlar iyice şekerlenince, kek yaparak onları değerlendirmek istedim. Oktay Usta'nın güzel bir armutlu kek tarifini buldum. Ben kekin aslına pek sadık kalamadım, asıl adı Çikolatalı Armutlu Islak Kek. Ben bu keki daha sade olarak hazırladım.

MALZEMELER

-3 yumurta
-1 su bardağı toz şeker
-2 çorba kaşığı kakao
-1 çay bardağı sıvıyağ
-1 çay bardağı süt
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-7 yemek kaşığı un

İçi  İçin;
-Orta boy bir armut
-1/2 su bardağı kırık ceviz
-1 çay kaşığı tarçın
- 2 yemek kaşığı şeker

Üzeri İçin;
-1 yemek kaşığı pudra şekeri

HAZIRLANIŞI

Kek hamurunu hazırlamadan önce; küp, küp doğradığınız armutları 2 kaşık şeker ilave ederek tavada suyunu çekene kadar pişirin, üzerine cevizi ve tarçını ekleyiniz. Soğumaya bırakınız.
Oda sıcaklığındaki 3 yumurtayı, 1 su bardağı toz şeker ile 10-15 dakika iyice hacim kazanana kadar çırpın. Bunun için, şekeri yumurtalara en az iki seferde ekleyerek çırpmalısınız, daha iyi hacim kazanıyor çünkü. Daha sonra mikserinizi en düşük ayara getirip, ince uçlu bir malzeme ile sütü ve sıvıyağı azar azar yumurtalı karışıma ekleyiniz. Elenmiş un, kakao, kabartma tozu ve vanilyayı da karışıma bir spatula ya da tahta kaşık yardımı ile ilave ediniz.
Pişirdiğiniz armutlara, yarım yemek kaşığı un ilave edip, kek hamurunuza ilave ediniz.
Karışımı, yüzeyi geniş bir kek kalıbına dökerek(yuvarla ya da dikdört olabilir), önceden ısıtılmış 170 derece fırının orta gözünde içi çekene kadar pişiriniz.
Pişen kekinizin üzerine pudra şekerini dökerek soğumaya bırakınız, afiyet olsun. orijinal tarife buradan ulaşabilirsiniz.

Oğlum Enes Taha, annesinin ve babasının resmini çizdi. Annesinin fizyolojik durumunu yansıtan bu resim çok hoşuma gitti, paylaşmak istedim.

29 Mart 2012 Perşembe

Aşureden Sonra

Merhaba sevgili dostlar,

Ara epey açıldı değil mi? Aşure mevsiminden beri yayınlanmayı bekleyen bir sürü tarifim var. Düşünün Nisan ayı geldi, ben hala yayınlayamadığım Aralık ayı tariflerinden bahsediyorum. Üzülmeyin hepsinin fotoğrafları ve tarifleri mevcut.
Bu kadar uzun bir ara hiç vermemiştik sanırım. Bu sefer ki tembellikten ya da iş yoğunluğundan kaynaklanmıyor. Bu sefer başka bir telaşımız var: Allah kısmet ederse önümüzdeki ay Enes Taha'nın bir kardeşi olacak.
O zamanki yoğunluğu hesaba katarak, pazartesinden itibaren tariflerimi hızlıca yayınlamaya başlayacağım.


Bu yıl öyle bir aşure yaptım ki...Ayrıca ilk aşure denememdi. Hep denemeye korkardım, çok zor olmadığına karar verdim aşurenin.






Pazartesinden itibaren  burada buluşmak ümidiyle. Selam ve dua ile...

Stollen

 Merhaba, Kış gelince, kışa özgü tadlar da yavaş yavaş mutfaktaki yerini almaya başladı. Alman ekmeği, stollen konusunda uzmanlaşmış olabili...