Size haberlerimi ulaştırmayalı bir ay oldu. Ama bu bir ay bana 6 ay gibi geldi. Sıkıntılı bir zaman süreci geçirdik. Simav'dan ayrılış, Ereğli'ye geliş...Anadolu'nun şefkatli kollarından, Batının duygusuz dünyasına göç edişimiz...
Simav'dan ayrılışımız, bir sabah erken vakitte oldu, ev sahibemiz Ayşe Teyze'nin gözyaşları ile ıslandı yolumuz.
Sonrasında Ereğli2ye gelip, evimize bir türlü yerleşememek, bizi çok yordu. Ardından evimize tam yerleşemeden küçük oğlum hastalandı, hastanede kaldık. Hastanaden çıktık, değerli teyzem, ortadaki incimiz Havva Teyzemi kaybettik. Ancak 2.haftasında başladık okullarımıza. Paylaşacağım, öyle çok ayrıntı var ki...
Nihayet biraz kendime geldim, birkaç gün içinde resimli paylaşımlarımla sizlerle olacağım.
Selamlar.
Pasta, Kek, Muffin, Börek, Ekmek, Yemek, Tatlı Tarifleri ve Hayata Dair Şeyler...
12 Ekim 2012 Cuma
2 Eylül 2012 Pazar
ÇAYLI KEK
Kaç gündür topla-yıka ve katla işlerinden bunalan ben, aile fertlerini de yanıma katarak, bir yıldır medhini duyduğum ve nihayet kurulan Simav'ın panayırına gittim. Panayırdan kasıt, 4 Eylül olan Simav'ın kurtuluşuna binaen yapılan şenlikler. Sanatçı konserleri, lunapark ve Bakırköy pazarını andıran alışveriş alanı.
Lunapark da eğlenmek isteyen bu sefer Taha değil, babamız oldu. Lunaparktan çıkışta yeme-içme mekanı olarak düzenlenen yerlere oturduk. O tarz ayaküstü yerlerde yemek alışkanlığım olmadığından Taha ve Babasının yemek yemelerini izledim.
Bu börekleri panayırın her tarafında görmeniz mümkün. Babamız yemek için bunları tercih etti.
Çeşitli efektler verilmiş havuzun karşısında yemekler yendi. Kayda değer birşey göremediğim için alış-veriş yapmadım. Yorgun bir şekilde geri döndük.
ÇAYLI KEK TARİFİM
Misafire değil de kendinize kek yapmak istediğinizde ölçüleri ayarlamak biraz zor olur. Bu sefer ki çaylı kek tarifim, kendinize şöyle küçücük bir kek yapmanız için hazırlandı. Bu tarif de vanilya yok, nedeni çayın aromasını bastırmasın diye.
MALZEMELER
3 yumurta
1 su bard. şeker
1 çay bard.sıvıyağ
1 çay bard. demli çay
2 su bard. un
1 yemek kaşığı kakao
1 paket hamur kabartma tozu
Üzeri için ceviz.
HAZIRLANIŞI
Yumurta ve şeker yaklaşık 10 dakika önce düşük sonra yüksek ayarda çırpılır, bütün şeker tanelerinin erimesi sağlanır. Sıvıyağ ve demli çay karışıma akıtılarak en düşük ayarda çırpılır. Un, kakao ve kabartma tozu iki kere elenerek sıvı karışıma eklenir. 175 derece fırını kek yapmaya başlarken açın biraz ısınsın, ben baton kek kalıbı kullandım, siz yuvarlak ta kullanabilirsiniz. Görüntüdeki kalıp Fransız malı maalesef, indirimden almıştım. Ama Cem marka kek kalıbı da kullanıyorum, hem de memnunum ve yapıştırmıyor.
Kekinizi yaklaşık 40 dakika pişirin, tabi fırından çıkarmadan kürdan testi yapın ki pişip-pişmediği belli olsun.
Lezzetinden çatlamış çaylı kekin, kek kalıbındaki hali.
Bu da çayın yanında hazırola geçmiş bir dilim kek. Afiyet olsun.
Lunapark da eğlenmek isteyen bu sefer Taha değil, babamız oldu. Lunaparktan çıkışta yeme-içme mekanı olarak düzenlenen yerlere oturduk. O tarz ayaküstü yerlerde yemek alışkanlığım olmadığından Taha ve Babasının yemek yemelerini izledim.
Bu börekleri panayırın her tarafında görmeniz mümkün. Babamız yemek için bunları tercih etti.
ÇAYLI KEK TARİFİM
Misafire değil de kendinize kek yapmak istediğinizde ölçüleri ayarlamak biraz zor olur. Bu sefer ki çaylı kek tarifim, kendinize şöyle küçücük bir kek yapmanız için hazırlandı. Bu tarif de vanilya yok, nedeni çayın aromasını bastırmasın diye.
MALZEMELER
3 yumurta
1 su bard. şeker
1 çay bard.sıvıyağ
1 çay bard. demli çay
2 su bard. un
1 yemek kaşığı kakao
1 paket hamur kabartma tozu
Üzeri için ceviz.
HAZIRLANIŞI
Yumurta ve şeker yaklaşık 10 dakika önce düşük sonra yüksek ayarda çırpılır, bütün şeker tanelerinin erimesi sağlanır. Sıvıyağ ve demli çay karışıma akıtılarak en düşük ayarda çırpılır. Un, kakao ve kabartma tozu iki kere elenerek sıvı karışıma eklenir. 175 derece fırını kek yapmaya başlarken açın biraz ısınsın, ben baton kek kalıbı kullandım, siz yuvarlak ta kullanabilirsiniz. Görüntüdeki kalıp Fransız malı maalesef, indirimden almıştım. Ama Cem marka kek kalıbı da kullanıyorum, hem de memnunum ve yapıştırmıyor.
Kekinizi yaklaşık 40 dakika pişirin, tabi fırından çıkarmadan kürdan testi yapın ki pişip-pişmediği belli olsun.
Lezzetinden çatlamış çaylı kekin, kek kalıbındaki hali.
Bu da çayın yanında hazırola geçmiş bir dilim kek. Afiyet olsun.
1 Eylül 2012 Cumartesi
YAZ BİTTİ...
Yeni umutlar yüklediğimiz bir yaz daha bitti. Kimi geldi geçti hayal oldu, kimi gerçekleşti. Yaz bitti, ya şimdi güz başlamayacak mı sağ olan başa? Dolmalık biberler iplere dizilip, kurutulmak üzere evlerin balkonlarına-duvarlarına asıldı, tarhanalar yoğurulmaya başladı Simavda.
Bize de güz hazırlığı olarak taşınmak düştü. Evi toplamakla meşgulüm şu günlerde. Ereğli'ye tayin istemiştik, nihayetinde çıktı tayinimiz. Kısmet olursa bundan sonra Ereğli(Zonguldak)'den yazacağım sizlere.
Meslek öğretmenlik olunca, Eylül bayağı telaşlı geçiyor. Taşınmak, yerleşmek, Taha'nın okulu, Sefa'nın bakıcısı vs. vs. Bir de ray dolap bakmakla meşgulüm bu aralar, bu konuda tecrübesi olan varsa paylaşsın lütfen.
Bayramdan beri yazacağım bir Samsa tatlısı var. Milföy hamurundan hazırladım tatlıyı. Hazırlarken farkettim ki bu hamurla tatlı yapmak biraz riskli. Milföy hamuru, fazla yumuşayınca güzel pişmiyor, bu da bir tatlının başına gelebilecek en kötü şey. Hamurunun pişmemesi ve dolayısıyla şerbetini iyi çekmemesi. Yıllar evvel çalıştığım işyerinin aşçısı yapardı milföyden tatlı pek güzel olurdu. Meğer ne maharetli imiş, pek takdir ettim içimden. Ben dondurucudan hamuru çıkardıktan sonra epey beklediğinden, biraz fazla yumuşamıştı. Fırında tatlıyı pişirirken başında nöbet tuttum diyebilirim, içini çeksin diye.
Sonuç fena sayılmaz. Bir de keşkek pişirdim bayramda. Keşkek pişirmenin püf noktalarının Demirci'li ev sahibemiz Ayşe Teyzeden öğrendim, bir gün sizinle paylaşacağım. Öncesinde pek sevmezdim, ruhundan anlamak gerekiyormuş meğer.
Efendim blogger olmak da zor şey, sürekli paylaşmak gerekiyor. Ama çok da güzel, senden haber bekleyenlerin olması.
Bir zamanlar sizden gelenler köşesiyle tariflerinizi yayınlıyordum, yine başlasak mı acaba? Sırada çaylı kek tarifim var, bir kaç güne kadar paylaşırım.
Güz hazırlıklarınızda kolaylıklar diliyorum.
13 Ağustos 2012 Pazartesi
MANTARLI FIRIN MAKARNA
Ramazan ayının başından beri yapmaya niyet edip yapamadığım fırın makarnayı, nihayet havaların biraz serinlemesi ile birlikte bugün itibari ile yapmış bulunuyorum.
Ancak yemekten sonra görüntüleme fırsatım oldu fırın makarnayı, görüldüğü gibi bitmek üzereyken.
Aslında herkes bilir fırın makarna tarifini. Benim özel bir tarifim yok, sadece kullandığım makarna güzel. Özellikle fırın makarna için değil, her zaman Arbella makarna kullanırım.
Arbellanın fırın makarnasını kesinlikle tavsiye ederim. Makarnanın tarifini genel hatları ile vereceğim.
MALZEMELER
1 paket fırın makarna
300-400 gram mantar
Beşamel Sos
2 adet yumurta
2 su bardağı kaşar.
HAZIRLANIŞI
Makarnayı haşlayıp suyunu süzün. İnce doğradığınız mantarları bir tavada az yağ ile pişirin. Beşamel sosunuzu hazırlayın,sos soğuduktan sonra içine yumurtaları kırıp, içiye çırpın. Mantarı ve 1 su bardağı kaşarı beşamel sosa ekleyin. Yağladığınız borcama makarnanın yarısını döküp, beşamel soslu harcın yarısını üzerine gezdirin. Kalan makarnayı da ilave edip, kalan sosu düzgün bir şekilde mkarnanınn üzerine yayın. Bir su bardağı kaşarı da en üste yaydıktan sonra ısınmış, 190 derece fırında makarnanızı üstü kızarana kadar pişirin.
Afiyet olsun.
Merak edenler için söylüyorum, dün bahsettiğim samsa tatlısının tarifi, Sofra Dergisinin 2009 Kasım sayısında var. Derginin eski sayılarını karıştırırken rastladım.
Bir yerlerde gözünüze çarpmıştır belkid de bu kitap, çorba kültürüm artsın diye bende aldım, Oktay Usta'nın son kitabını. Özellikle tahıllı ve sebzeli çorbalar pek hoş. Çocuklarınıza alternatif sunmak için güzel.
Kadir gecesi...Gündüzünü de tıpkı gecesi gibi değerlendirmek gerekiyor. Bu zaman dilimlerinde şeytan hep sağdan yaklaşıp, ibadetleri küçük göstermeye çalışır.
Hani namaz kılmak istersin, yok der şeytan kuran okursan daha sevap, kuran okumak istersin, yok der tesbih çeksen daha sevap, derken gece ilerler yorgun düşersiniz uykunuz gelir. Bu vesveseden çok da birşey yapamamışsınızdır.
Öğrencilik yıllarımda bir gün, Hekimoğlu İsmalin bir konuşmasına katılmıştık. Dedi ki arkadaşlar, mübarek gecelerde finalimiz, vizemiz oluyor gereği gibi ibadet edemiyoruz, ne yapalım?
"Bismillah deyin, onun rızası için derse oturun bu da size sevap kazandırır" dedi Hekimoğlu İsmail. Allah Teala bizi kadir gecesinin sırrına erdirsin inşallah. Değil mi ki onun rızası varsa içinde, bütün ibadetler büyük. Bu şuurla gecemizi idrak edelim, bütün müslümanlar ve insanlık için dua edelim inşallah.
Hayırlı mübarek olsun Kadir geceniz, gecemiz.
Ancak yemekten sonra görüntüleme fırsatım oldu fırın makarnayı, görüldüğü gibi bitmek üzereyken.
Aslında herkes bilir fırın makarna tarifini. Benim özel bir tarifim yok, sadece kullandığım makarna güzel. Özellikle fırın makarna için değil, her zaman Arbella makarna kullanırım.
Arbellanın fırın makarnasını kesinlikle tavsiye ederim. Makarnanın tarifini genel hatları ile vereceğim.
MALZEMELER
1 paket fırın makarna
300-400 gram mantar
Beşamel Sos
2 adet yumurta
2 su bardağı kaşar.
HAZIRLANIŞI
Makarnayı haşlayıp suyunu süzün. İnce doğradığınız mantarları bir tavada az yağ ile pişirin. Beşamel sosunuzu hazırlayın,sos soğuduktan sonra içine yumurtaları kırıp, içiye çırpın. Mantarı ve 1 su bardağı kaşarı beşamel sosa ekleyin. Yağladığınız borcama makarnanın yarısını döküp, beşamel soslu harcın yarısını üzerine gezdirin. Kalan makarnayı da ilave edip, kalan sosu düzgün bir şekilde mkarnanınn üzerine yayın. Bir su bardağı kaşarı da en üste yaydıktan sonra ısınmış, 190 derece fırında makarnanızı üstü kızarana kadar pişirin.
Afiyet olsun.
Merak edenler için söylüyorum, dün bahsettiğim samsa tatlısının tarifi, Sofra Dergisinin 2009 Kasım sayısında var. Derginin eski sayılarını karıştırırken rastladım.
Bir yerlerde gözünüze çarpmıştır belkid de bu kitap, çorba kültürüm artsın diye bende aldım, Oktay Usta'nın son kitabını. Özellikle tahıllı ve sebzeli çorbalar pek hoş. Çocuklarınıza alternatif sunmak için güzel.
Kadir gecesi...Gündüzünü de tıpkı gecesi gibi değerlendirmek gerekiyor. Bu zaman dilimlerinde şeytan hep sağdan yaklaşıp, ibadetleri küçük göstermeye çalışır.
Hani namaz kılmak istersin, yok der şeytan kuran okursan daha sevap, kuran okumak istersin, yok der tesbih çeksen daha sevap, derken gece ilerler yorgun düşersiniz uykunuz gelir. Bu vesveseden çok da birşey yapamamışsınızdır.
Öğrencilik yıllarımda bir gün, Hekimoğlu İsmalin bir konuşmasına katılmıştık. Dedi ki arkadaşlar, mübarek gecelerde finalimiz, vizemiz oluyor gereği gibi ibadet edemiyoruz, ne yapalım?
"Bismillah deyin, onun rızası için derse oturun bu da size sevap kazandırır" dedi Hekimoğlu İsmail. Allah Teala bizi kadir gecesinin sırrına erdirsin inşallah. Değil mi ki onun rızası varsa içinde, bütün ibadetler büyük. Bu şuurla gecemizi idrak edelim, bütün müslümanlar ve insanlık için dua edelim inşallah.
Hayırlı mübarek olsun Kadir geceniz, gecemiz.
12 Ağustos 2012 Pazar
İLK OYUNCAĞIMIZ
Oğlum Muhammet Sefa'ya ilk oyuncağını bir ay önce aldım; Birlik Oyuncaktan bir çıngırak. Beş yılda her şey ne kadar değişmiş! Ben oğlum Taha'nın zamanındaki gibi saplı ve yuvarlak kafalı bir çıngırak almaya gitmiştim oysa! Satıcı Bey'e istediğim özelliklerdeki çıngırağı söyleyince; bilmiş bir edayla "abla onlar çocuklar için zararlı olduğundan toplatıldı" artık bunları satıyoruz demez mi!. Bu arada fiyatı 7 TL. imiş bu yararlı oyuncakların, neyse pazarlık yapıldı ve ilk oyuncağımız 5 TL.'ye alındı.
İlk başlarda tereddütlü yaklaşsak da, şimdilerde bayağı bir hızlandık bu çıngırak sallama işinde.
Ve dahi LCW markalı ayakkabılar, kuzeni Efe'nin biraz eskitip Muhammed Sefa'ya verdikleri.
Ayakkabılar böyle...Şimdi gelelim bayramlıklara. Bayrama hazır mıyız? Örtülü bir bayan olarak bakıyorum da, tesettür modası aldı başını gidiyor, çınaraltıpastanesi de bu işe bir el atmak ister ama vakit bulamıyor. Eee bir de doğum sonrası kalan 4-5 kilo bir fazlalık var. En son eşimin bana hediye olarak aldığı Aker mercan kırmızısı ve Pierre Cardin siyah-beyaz renkli başörtülerden başka bir alışverişim söz konusu olmamıştır. Yaklaşık dört ay olacak.
Buradan hemen bayram tatlılarına geçelim. Bu bayram Samsa tatlısı yapmak istiyorum, açmak zor geliyor. Milföy hamurundan yaparım herhalde. Lokma ve kadayıf tatlısı da düşündüklerim arasında. Bakalım ortaya neler çıkacak?
Herkese kolay gelsin, unutmadan hatimleriniz bitiyordur inşallah. Ben de her şeye rağmen bitirmeye gayret ediyorum.
İlk başlarda tereddütlü yaklaşsak da, şimdilerde bayağı bir hızlandık bu çıngırak sallama işinde.
Çocuklarla ilgili ayrıntıları paylaşmak için başka bir blog mu hazırlamak gerekir acaba? Bazen paylaşmak istediğim şeyler oluyor. Muhammed Sefa'nın ayakkabıları mesela.
Bunlar Aslı Yengesi'nin hediye ettiği ve ilk giydiğimiz bez ayakkabılarımız.
Annesinin, "erkek çocuklara da converse olurmuymuş" diyerek heves edip aldığı ayakkabılar.
Ayakkabılar böyle...Şimdi gelelim bayramlıklara. Bayrama hazır mıyız? Örtülü bir bayan olarak bakıyorum da, tesettür modası aldı başını gidiyor, çınaraltıpastanesi de bu işe bir el atmak ister ama vakit bulamıyor. Eee bir de doğum sonrası kalan 4-5 kilo bir fazlalık var. En son eşimin bana hediye olarak aldığı Aker mercan kırmızısı ve Pierre Cardin siyah-beyaz renkli başörtülerden başka bir alışverişim söz konusu olmamıştır. Yaklaşık dört ay olacak.
Başörtünün deseni deniz kabuklarından oluşuyor. Ben de olan rengi alttaki mercan kırmızısı.
Burada pek mat duruyor ama; aslında ışıl ışıl bir rengi var, severek kullanıyorum. Diğer pierre cardin başörtü desenini aramak istemiyorum. Siyah-beyaz çiçek desenli bir başörtü hayal edebilirsiniz.
Buradan hemen bayram tatlılarına geçelim. Bu bayram Samsa tatlısı yapmak istiyorum, açmak zor geliyor. Milföy hamurundan yaparım herhalde. Lokma ve kadayıf tatlısı da düşündüklerim arasında. Bakalım ortaya neler çıkacak?
Herkese kolay gelsin, unutmadan hatimleriniz bitiyordur inşallah. Ben de her şeye rağmen bitirmeye gayret ediyorum.
2 Ağustos 2012 Perşembe
Ramazanda Sütlaç
Daha önce yayınladığım Hamsiköy Sütlacı tarifini tekrar yayınlamak istedim. Sürekli bu şekilde pişiriyorum sütlacımı. Bu sütlacın pişme süresi biraz uzun, ben pirinçleri önceden ıslayıp bu süreyi biraz kısaltıyorum. Bir de sütlacın şekerini ocağın altını kapatmadan yaklaşık 10 dakika önce ilave ediyorum. Çiğ sütten yapıldığı için kıvamlı ve kaymağı üzerinde bir sütlaç oluyor.
Tarife ulaşmak için tıklayınız.
Tarife ulaşmak için tıklayınız.
30 Temmuz 2012 Pazartesi
KAZ DAĞLARI DOĞAL PAZAR
26 Temmuz 2012 Perşembe
VİŞNE ŞERBETİ
25 Temmuz 2012 Çarşamba
KIYMALI ARPA ŞEHRİYE ÇORBASI
Ramazan da elbette her gün çorba, her güne bir çorba...Bu gün kıymalı arpa şehriye çorbası hazırladım. İftar telaşından görüntüler istediğim gibi değil ama, taze domatesle çok lezzetli oluyor bu çorba.
MALZEMELER
3 adet domates
1 tutam maydanoz
1 tane yeşil biber
1 yemek kaşığı dolusu kıyma
1 yemek kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı tereyağı ve bir miktar zeytinyağı
6-7 bardak sıcak su
4-5 yemek kaşığı arpa şehriye
tuz
HAZIRLANIŞI
Zeytinyağını ve tereyağını bir tencereye alıp, eriyen yağ ile birlikte kıymayı ve yeşil biberi kavurun. Üzerine biber salçasını da ekleyerek kavurmaya devam edin. 3 adet orta boy domatesinizin kabuğunu soyup rendeledikten sonra, bu aşamada çorbaya ekleyin ve 5 dakika daha çorbanızın harcını pişirin. Sıcak suyunuzu da çorbaya ekledikten sonra 10 dakika çorbanızı kaynatın. Arpa şehriyenizi ve tuzu ekleyip, şehriyeler yumuşayana kadar çorbayı orta ateşte kaynatın. İnce kıydığınız maydanozları çorbanıza ilave edip, tencerenin altını kapatın. Çorbanın kıvamı için un eklemeye gerek yok(önceden ekliyordum), zeytinyağı kullanmanızı da özellikle tavsiye ediyorum, bu çorbaya çok yakışıyor.
Afiyet olsun.
Ramazandan önce bir parça vişne ile meşgül oldum. Adile Hanım ve eşi, vişne bahçelerinden bize de hatırı sayılır miktarda vişne getirdiler, buradan da teşekkür ediyorum kendilerine.
Organik bunlar...Bir kısmı yıkanıp, sapları ayıklandıktan sonra dondurucuya girdi. Bir kısmı da kaynatılıp, kavonozlara dolduruldu tarafımdan.
Kaynattığım vişneleri sıcakken kavanozlara doldurdum, şişeleri ters çevirip bir anlamda vakumlanmalarını sağladım.
Hayırlı ve bereketli günler diliyorum.
MALZEMELER
3 adet domates
1 tutam maydanoz
1 tane yeşil biber
1 yemek kaşığı dolusu kıyma
1 yemek kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı tereyağı ve bir miktar zeytinyağı
6-7 bardak sıcak su
4-5 yemek kaşığı arpa şehriye
tuz
HAZIRLANIŞI
Zeytinyağını ve tereyağını bir tencereye alıp, eriyen yağ ile birlikte kıymayı ve yeşil biberi kavurun. Üzerine biber salçasını da ekleyerek kavurmaya devam edin. 3 adet orta boy domatesinizin kabuğunu soyup rendeledikten sonra, bu aşamada çorbaya ekleyin ve 5 dakika daha çorbanızın harcını pişirin. Sıcak suyunuzu da çorbaya ekledikten sonra 10 dakika çorbanızı kaynatın. Arpa şehriyenizi ve tuzu ekleyip, şehriyeler yumuşayana kadar çorbayı orta ateşte kaynatın. İnce kıydığınız maydanozları çorbanıza ilave edip, tencerenin altını kapatın. Çorbanın kıvamı için un eklemeye gerek yok(önceden ekliyordum), zeytinyağı kullanmanızı da özellikle tavsiye ediyorum, bu çorbaya çok yakışıyor.
Afiyet olsun.
Ramazandan önce bir parça vişne ile meşgül oldum. Adile Hanım ve eşi, vişne bahçelerinden bize de hatırı sayılır miktarda vişne getirdiler, buradan da teşekkür ediyorum kendilerine.
Organik bunlar...Bir kısmı yıkanıp, sapları ayıklandıktan sonra dondurucuya girdi. Bir kısmı da kaynatılıp, kavonozlara dolduruldu tarafımdan.
Kaynattığım vişneleri sıcakken kavanozlara doldurdum, şişeleri ters çevirip bir anlamda vakumlanmalarını sağladım.
Hayırlı ve bereketli günler diliyorum.
21 Temmuz 2012 Cumartesi
ÇENE ÇARPAN ÇORBASI
Hayırlı ramazanlar diliyorum. Bol dualı, teravihli, en az bir hatimli geçirir ve affa mazhar oluruz inşallah. "Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluştur." (İbn Huzeyme, Sahih, Sıyam, 3/191, No: 1887).
Rabbimizin dilediği gibi mükafatlandıracağı bir ibadettir oruç. Oruç sırf onun rızası için tutulur çünkü. Biz de dün orucumumuzu ev sahibemiz Ayşe Teyze'nin tesbih çeken çorbası ile açtık. "Ramazanın ilk günü bunu pişiririz, tesbih çeker derler" dedi. Çorbanın adı çene çarpan çorbası.
Ramazanın başı rahmettir dedik ya, son aylarda burada hiç yağmur yağmamıştı. İftara bir kaç saat kala sağanak bir yağışla serinledik çok şükür. Yağmurdan sonra hafif bir güneş ve gökkuşağı...Hem de üst üste iki tane. Ve saatlerce kaldılar gökyüzünde.
Kolay gelsin.
Rabbimizin dilediği gibi mükafatlandıracağı bir ibadettir oruç. Oruç sırf onun rızası için tutulur çünkü. Biz de dün orucumumuzu ev sahibemiz Ayşe Teyze'nin tesbih çeken çorbası ile açtık. "Ramazanın ilk günü bunu pişiririz, tesbih çeker derler" dedi. Çorbanın adı çene çarpan çorbası.
Ayşe teyze'nin sunumuyla çene çarpan çorbası.
Çorbanın tarifine Kütahya Kültür Müdürlüğü sayfasından mutfak kültürü kısmında çorbalar bölümünden ulaşabilirsiniz. Kısaca özetleyeyim, mercimeği bir taşım kaynatıp süzüyorsunuz. Bir tencerede tereyağını eritip, salça ile kavuruyorsunuz, üzerine yemek kaşığının ucuyla un ilave edip onu da kavurun. Sonra süzdüğünüz mercimekleri de ilave edip, kavurun ve suyu ekleyin. Mercimek piştikten sonra arpa şehriyesini ya da eriştesini ilave edip, tuzunu ekleyin, arpa şehriye yumuşayınca çorbanız hazır demektir. Afiyet olsun.Ramazanın başı rahmettir dedik ya, son aylarda burada hiç yağmur yağmamıştı. İftara bir kaç saat kala sağanak bir yağışla serinledik çok şükür. Yağmurdan sonra hafif bir güneş ve gökkuşağı...Hem de üst üste iki tane. Ve saatlerce kaldılar gökyüzünde.
Sonra iftar...Pide kuyruğundan dolayı alınamayan ramazan pideleri... Ne bilelim, yabancısıyız bu şehrin, ilk ramazanımız burada. Biraz erken gitmek gerekiyormuş pide almaya, dün bunu öğrendik.
Soğuk yiyecek ve içecekle doyduk desem yeridir. Karpuz, cacık, komposto gibi. İftarda vazgeçilmezimdir, şöyle kızgın yağda yağ çekmeden pişirilmiş hafif börekçikler, dün onlardan vardı masamızda. Bir de çorba ve sebze yemeği.
Hafif bir kabak yemeği keşfettim, zeytinyağlı. Tarifini paylaşacağım inşallah. Siteye uğradıkça günlük menünüzü paylaşırsanız sevinirim, diğer arkadaşlara fikir vermesi açısından iyi olur.Kolay gelsin.
15 Temmuz 2012 Pazar
SİMAV GÖLCÜK YAYLASI
Memleketim ne güzel! Kainatta tıpkı Kur'an gibi güzellik sunuyor bize. Bütününü görmesenizde bulunduğunuz yer itibariyle, geneline ait bir fikir edinebiliyorsunuz.
Memleketimizin her yerine dağılmış, rahmet eserleri. Meseleyi ciddi araştırmayan insanların ileriye sürdüğü bir noktadır, Kur'anda sürekli tekrarlanan ayetlerin olması. Bunun içinde denir ki, bir insan her okuduğunda tamamını okuyamadığından Kur'anın geneline ait bilgilerden eksik kalınmaması için sürekli tekrar edilen noktalar vardır her surede.
Ben de diyorum ki, Kur'an ın açık hali olan kainata baktığınızda, doğa güzellikleri bölge bölge, şehir şehir tekrarlanmaktadır ki, kısıtlı bir ömre sahip olan insan eksik kalmasın bu güzelliklerden.
Şimdi bak Allah'ın rahmetinin eserlerine! yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki O, mutlaka ölüleri diriltir. O her şeye kâdirdir (Rum Süresi 50. ayet ). Simav'ın Gölcük yaylasına çıkınca işte bu ayet geldi aklıma.
Üç aile birlikte çıktık 1470 metre yükseklikteki Gölcük Yaylasına. Gölcük Yaylası, Simav'a 17 km.lik asfalt bir yol ile bağlanmış. Etrafı çam ağaçları ile kaplı olduğundan oksijen oranı çok yüksek. Hatta öyle bir enerji ile doldum ki, ertesi gün bile bitmedi bu enerjim.
Amatör bir makine ile ancak yakınlaştırarak çektiğim bu görüntü de netlik biraz kayboldu maalesef. Ama görüntü kartpostallık.
Önce sıradan bir piknik alanına gelmiş gibi hissediyorsunuz, biraz vakit geçince gölün derinliği sizi kendine doğru çekmeye başlıyor. Gölün etrafında yürüyüş yapınca ayrı bir dinginliğe ulaşıyor zihniniz.
Simav hakkında yazacağım çok şey var. Düğünleri, sünnetleri, hayır yemekleri gibi. Bir de henüz meşhur olmamış Eynal Kaplıcaları. Biz de buraya gelince öğrendik Simav'ın kaplıcalarını. Ama Evliya Çelebi biliyormuş meğer.
"Dünyada ve Anadolu da birçok kaplıcayı gezdim, gördüm ama; Eynal Kaplıcası gibisini görmedim, böylesi yeryüzünde yoktur" Evliya Çelebi.
İşte böyle söylemiş Evliya Çelebi, Eynal Kaplıcaları hakkında. Siz de merak ettiniz değil mi? Bir gün de kaplıcaları yazacağım, tabi önce görüntülemem gerekiyor. Kışın oğlumla birlikte kalma fırsatım oldu ama; fotoğraf çekmemiştim.
Akşam üzeri iyice rüzgarlı olduğundan Muhammed Sefa'yı sarıp-sarmaladık.
Sağlıklı ve Bereketli Günler diliyorum.
Memleketimizin her yerine dağılmış, rahmet eserleri. Meseleyi ciddi araştırmayan insanların ileriye sürdüğü bir noktadır, Kur'anda sürekli tekrarlanan ayetlerin olması. Bunun içinde denir ki, bir insan her okuduğunda tamamını okuyamadığından Kur'anın geneline ait bilgilerden eksik kalınmaması için sürekli tekrar edilen noktalar vardır her surede.
Ben de diyorum ki, Kur'an ın açık hali olan kainata baktığınızda, doğa güzellikleri bölge bölge, şehir şehir tekrarlanmaktadır ki, kısıtlı bir ömre sahip olan insan eksik kalmasın bu güzelliklerden.
Şimdi bak Allah'ın rahmetinin eserlerine! yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki O, mutlaka ölüleri diriltir. O her şeye kâdirdir (Rum Süresi 50. ayet ). Simav'ın Gölcük yaylasına çıkınca işte bu ayet geldi aklıma.
Üç aile birlikte çıktık 1470 metre yükseklikteki Gölcük Yaylasına. Gölcük Yaylası, Simav'a 17 km.lik asfalt bir yol ile bağlanmış. Etrafı çam ağaçları ile kaplı olduğundan oksijen oranı çok yüksek. Hatta öyle bir enerji ile doldum ki, ertesi gün bile bitmedi bu enerjim.
Amatör bir makine ile ancak yakınlaştırarak çektiğim bu görüntü de netlik biraz kayboldu maalesef. Ama görüntü kartpostallık.
Önce sıradan bir piknik alanına gelmiş gibi hissediyorsunuz, biraz vakit geçince gölün derinliği sizi kendine doğru çekmeye başlıyor. Gölün etrafında yürüyüş yapınca ayrı bir dinginliğe ulaşıyor zihniniz.
Simav hakkında yazacağım çok şey var. Düğünleri, sünnetleri, hayır yemekleri gibi. Bir de henüz meşhur olmamış Eynal Kaplıcaları. Biz de buraya gelince öğrendik Simav'ın kaplıcalarını. Ama Evliya Çelebi biliyormuş meğer.
"Dünyada ve Anadolu da birçok kaplıcayı gezdim, gördüm ama; Eynal Kaplıcası gibisini görmedim, böylesi yeryüzünde yoktur" Evliya Çelebi.
İşte böyle söylemiş Evliya Çelebi, Eynal Kaplıcaları hakkında. Siz de merak ettiniz değil mi? Bir gün de kaplıcaları yazacağım, tabi önce görüntülemem gerekiyor. Kışın oğlumla birlikte kalma fırsatım oldu ama; fotoğraf çekmemiştim.
Akşam üzeri iyice rüzgarlı olduğundan Muhammed Sefa'yı sarıp-sarmaladık.
Sağlıklı ve Bereketli Günler diliyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Stollen
Merhaba, Kış gelince, kışa özgü tadlar da yavaş yavaş mutfaktaki yerini almaya başladı. Alman ekmeği, stollen konusunda uzmanlaşmış olabili...
-
Ramazan Menüsü oluşturmak için katılımlarınızı bekliyorum, arkadaşlar. Menülerinizi bu sayfanın yorum kısmına ekleyebilirsiniz. En çok ...
-
MALZEMELER -300 gr. Yaş kadayıf -1/2 su bardağı toz şeker -1 su bardağı ceviz(kavrulmuş) -2 yemek kaşığı tereyağı, 1 yeme...





